PAYLAŞIMDA TEK ADRES


Forumdan Yararlanmak için üye olunuz.Üye olmak veya Giriş yapmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.






365 GÜN DUA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

365 GÜN DUA

Mesaj tarafından sonsuzluk38 Bir Salı Ağus. 17, 2010 9:57 am

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
RAMAZAN AYI

RAMAZAN AYI


Âdem aleyhisselâmdan beri oruç tutulurdu. Daha önceki ümmetler de
oruç tutardı. Meselâ, Davûd aleyhisselâm, birgün oruç tutar, bir gün
yerdi. Bir sene böyle devam ederdi. Bunun en fazîletli oruç olduğunu,
Peygamber efendimiz haber vermiştir.



Oruç tutmak bize, yâni ümmet-i Muhammede hicretten yâni Peygamber
efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinden onsekiz ay sonra, Şa’bân
ayının onuncu günü, Bedir gazâsından bir ay önce farz oldu.Ramazan,
yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günahları
yanar, yok olur.



İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek Ramazan ayında, hergün oruç tutmaktır.


Resûl aleyhisselâm, “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” buyurdu.


Peygamber efendimiz, Şa’bân ayının son günü bir hutbesinde şöyle buyurdu:


Ey müslümanlar! Üzerinize öyle
büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ki bu Kadir
gecesidir, bin aydan daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu ayda, hergün oruç
tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak da
sünnettir.



Bu ayda, Allah için ufak bir
iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz
yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir.



Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır.


Bu ayda mü’minlerin rızkı
artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günâhları
affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevabı
kadar, ona sevap verilir.”



Resûlullahın bu hutbesini dinliyen Eshâb-ı kirâm, dediler ki:


Yâ Resûlallah! Her birimiz,
bir oruçluya iftâr edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Bu büyük
sevaptan mahrum mu kalacağız?



Resûl “aleyhisselâm” Eshabına şöyle cevap verdi:


“Bir hurma ile iftâr verene de,
yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevap
verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve
mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, emri altında
olanların yâni işçinin, me’mûrun, askerin ve talebenin vazîfesini
hafîfletenleri [patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri] Allahü
teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır.



Kaynak : 365 gün dua

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Dilek Duâsı

Dilek Duâsı


Dilek Duâsı: “Fetavai kari-ül-hidaye”de diyor ki:


Dileği olan kimse, yatacağı zaman abdest almalı, temiz bir örtü
üzerinde oturup, üç defa salevât okumalı, sonra herbirine Besmele
çekerek on Fâtiha ve sonra onbir İhlâs okumalı, sonra üç salevât
okumalı, sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini
sağ yanağı altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl
olacağını, biiznillah rü’yâda görür.



Mekatib-i şerife
kitabında buyuruldu ki: Hacetlere, dileklere kavuşmak için, iki rekat
namaz kılıp, sevabını silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye
etmeli, bunların hürmeti için diyerek duâ etmelidir. Mesela, “Ya
Rabbi, filan yere sağ sâlim gidip gelmek nasib eyle, filan sıkıntıdan
beni kurtar.” gibi duâ ettikten sonra, “Bu duâmı silsile-i aliyye
büyükleri hürmetine kabul eyle
” demelidir!



Amâ, bir zat gelip, “Ya Resulallah! Allahü teâlâya duâ et, gözlerim açılsın” dedi. Peygamber efendimiz de, “Kusursuz
bir abdest al! Sonra, ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin
Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim
Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime
yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu
yüce Peygamberi bana şefaatçı eyle! Onun hürmetine duâmı kabul et”
duâsını okumasını söyledi. O da, abdest alıp duâ etti. Hemen gözleri
açıldı.



Bu duâyı müslümanlar, her zaman okumuşlar ve maksatlarına
kavuşmuşlardır. Ancak, namaz kılmıyanın, haram işliyenin ve kalbi gafil
olan ettiği duâdan tam netice alamaz.Ehl-i sünnet itikadında olmıyanın
okuması faide vermez. Hak teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır.
Bir şeye kavuşmak istiyen, o şeyin sebebine yapışmalıdır. Rabbimiz,
insana sıhhat, şifa vermek için, duâ etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç
kullanmayı sebep yapmıştır.



Kaynak : 365 gün dua

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
RECEB AYI




RECEB AYI


Mübârek üç ayların ilki olan Receb ayıdır. Receb, “Tercîb”
kelimesinden gelmektedir. Bu da ta’zîm ve hürmet manasına gelmektedir.



Allahü teâlâ, bu ayda oruç tutanların, bu aya saygı gösterenlerin, günahlarını affeder, çok sevap ve üstün dereceler ihsân eder.


Receb ayının üstünlükleri hadîs-i şerîflerde şöyle bildirildi:


Receb, Allahü teâlânın, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır


Receb-i şerîfte bir kimsenin tuttuğu bir orucun sevabı, o kimsenin otuz sene nâfile oruç tutmasına eşittir.


Bir kimse, Allahü
teâlânın ay’ı olan Receb ayında bir mü’min, kardeşini gam ve üzüntüden
kurtarırsa, Allahü teâlâ, ona Firdevs’te gözünün görebildiği kadar büyük
bir köşk ihsân eder. Uyanınız, kendinize geliniz ve Receb ayına hürmet
ve ikrâm ediniz ki, Allahü teâlâ da size, ikrâm ve ihsân etsin.



Cennette bir nehir
vardır. Ona Receb denir. Sütten beyaz, baldan tatlıdır. Receb ayında
birgün oruç tutana Allahü teâlâ Kıyâmet günü o nehirden su verir.



Ömer bin Abdülaziz hazretleri buyurdu ki:


Senede dört geceye dikkat
edip, ibâdetle geçirmek lâzımdır. Allahü teâlâ o gecelerde rahmetini
saçar. Bu geceler, Recebin ilk cum’a gecesi, Şa’banın onbeşinci gecesi,
Ramazanın yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir
.”



Receb ayında yapılan iyilikler, tutulan oruçlar, günahları temizler. Zîra Receb-i şerîfin isimlerinden birisi de “Şehrü’l mutahhar” dır. Günahlardan temizlenilmesi ve yüksek derecelere kavuşulması sebebi ile bu isim verilmiştir.


Receb, tevbe, hürmet ve ibâdet ayıdır. Şa’ban, muhabbet ve hizmet ayıdır. Ramazan ise, yakınlık ve ni’met ayıdır.


Zünnûn-i Mısrî hazretleri buyurdu ki:


Receb tohum ekme, Şa’ban
sulama, Ramazan ise, hasat ayıdır. Yâni ekip suladığını biçip toplayacak
bir aydır. Herkes ektiğini biçer. Amelinin, ibâdetinin karşılığını
alır. Tohum ekmeyen, hasat mevsimi gelince pişman olur.



Receb ayının magfirete, Şa’ban ayının şefâ’ate ve Ramazan ayının da sevapların kat kat verilmesine mahsus olduğu bildirilmiştir.


Bu aylara hürmet etmek, günâhlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri
yapmakla olur. Hürmet edip, saygı gösteren, kat kat karşılığını
görecektir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:



Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ dünyada ve âhırette ikram eder.


Bâzı âlimler de şöyle buyurdu ki: “Yıl
ağaç gibidir. Receb ayı, ağacın yapraklı olduğu, Şa’ban meyveli,
Ramazan ise, meyvesinin toplanacağı zaman gibidir. Receb Allahü teâlâdan
mağfiret, Şa’ban şefâ’at, Ramazan sevabların kat kat olduğu aydır.



Peygamber efendimiz, Receb ayı gelince;


Yâ Rabbî, bize Receb ve Şa’bânı mübârek eyle ve bizi Ramazana eriştir.diye duâ ederdi.


Hazret-i Ali yılda dört geceyi tamamen ibâdetle geçirirdi.


Bu geceler; Receb-i şerîfin ilk gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri ve Şa’bân-ı şerîfin onbeşinci gecesidir.


Recep ayında oruç


Bir defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların
fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât
ayağa kalkıp:



- Yâ Resûlallah, ben Receb ayının hepsini oruç tutamam, dediğinde; Peygamber efendimiz:


- Sen Receb ayının birinci,
onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevabına kavuşursun.
Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cum’a
gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir.
Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir
melek kalmaz, hepsi Kâ’be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ
onlara hitâben:



Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz.buyurur. Onlar:


Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir.deyip, isteklerini arzederler. Allahü teâlâ:


Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettimbuyurur.


Yine Peygamber efendimiz buyurdu ki:


Receb ayında bir gün,
bir gece vardır ki, bir kimse o gün oruç tutsa, gecesinde namaz kılsa,
ibâdete devam eylese, bir senenin bütün günlerini oruç tutmuş, bütün
gecelerini ibâdetle geçirmiş sevâbı verilir. O gün Recebin yirmiyedinci
günüdür
.”




Recep ayına hürmetin karşılığı


Receb ayı, Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli idi. Bu ayda muhârebe etmek günâh idi. Her ümmet, bu aya saygı gösterirdi.


Îsâ aleyhisselâm zamanında bir genç, güzel bir kıza tutulmuştu. Ona
kavuşmak için çırpınıyordu. Nice zaman sonra söz aldı. Bir akşam, bir
yerde buluştular.



Genç, pek sevinçli idi. Aylardır bu zamanı bekliyordu. Genç ansızın, pencereden hilâli, yeni ayı gördü. Kıza:


- Bu hangi aydır, dedi. Kız da:


- Receb ayı, diye cevap verdi.


Genç birden toparlandı. Kız bu âni değişikliğe çok şaşırdı:


- Ne oluyorsun, ne oldu sana birden, diye sordu.


Genç, şöyle cevap verdi:


- Babalarımdan işittim. Receb ayında günâh işlenmez. Bu aya saygı gösterilir, deyip, özür diledi ve evine gitti.


Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâma vahy gönderip, olanları bildirdi. Bu genci ziyâret et! Selâmımı söyle!buyurdu.


Genç, Receb ayına gösterdiği bu saygı için, büyük bir peygamberin
kendine gönderildiğine sevinerek îmân etti. İyi bir mü’min oldu. Receb
ayına gösterdiği bu saygı sebebi ile, îmân şerefine kavuştu.



Bu mübârek zamanlarda va’dedilen sevâblara kavuşabilmek için, her
şeyden önce i’tikadı düzeltmelidir. İlmihal bilgilerini, ibâdetleri,
haramı ve helali öğrenmeli ve yaşayışı bunlara uygun hale getirmelidir.
Çok tevbe ve istigfar etmeli, kazaya kalmış oruç ve namazları, bu
günleri vesile ederek hemen kaza etmeye başlamalıdır.



Fırsatı, ganîmet bilmelidir. Bu günlere bir daha kavuşup,
kavuşamayacağımız belli değildir. Bu günleri fırsat bilerek günâhlara
istigfar etmeli, Allahü teâlânın affetmesi için yalvarmalıdır.
İbâdetleri yapmalı, ömrü zayi etmemelidir.



Kaynak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Şeytân ve düşman şerrinden korunmak için

Şeytân ve düşman şerrinden korunmak için


E’ûzü Besmele ve Kul e’ûzü sûrelerini okuyup, sonra “E’ûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânın ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmme” okumalı ve “Bismillâhillezî lâ-yedurru ma’asmihî şey’ün fil’ardı velâ fissemâ ve hüvessemî’ul’alim” okumalı ve yetmiş kerre “Estagfirullah min külli mâ kerihallâhül’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel-hayyel kayyûm ve etûbü” okumalı ve hepsini okurken, manâlarını düşünmelidir. Estagfirullah: beni afv et yâ Rabbî demekdir ve “Allahümme innî e’ûzü bike min hemezâtişşeyâtîn” okumalı, sonra “Allahümme innî e’ûzü bike min azâbil-kabri ve min azâbinnâr ve min fitnetil mahyâ velmemâti ve min fitnetil Mesîhiddeccâl” okumalıdır.


Şifa için okunacak duâ


Hasta, sabâh ve yatsı nemâzlarından sonra, abdestli olarak üç istigfâr, sonra üç Fâtiha okuyup şöyle duâ yapar:


Elhamdülillâhi Rabbil’âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în.


Yâ Erhamerrâhimîn. Yâ Rabbî!
Okuduğum Fâtiha-i şerîfeleri hediyye eyledim. Kabûl eyle. Hâsıl olan
sevâbları, sevgili peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın ve Âlinin ve
Eshâbının,Silsile-i saadatlarin ve bütün âlimlerin ve sâlihlerin ve
velîlerin rûhlarına hediyye eyledim vâsıl eyle. Bilhâssa İmâm-ı a’zam
Ebû Hanîfenin ve Abdülkâdir-i Geylânînin ve İmâm-ı Muhammed Gazâlînin ve
Ebû Bekr-i Sıddîkın ve Selmân-ı Fârisînin ve Kâsım ve Ca’fer-i Sâdık ve
Bâyezid-i Bistâmî ve Ebül Hasen Harkânî ve Ebû Alî Farmedî ve Yûsüf-i
Hemedânî ve Abdülhâlık Goncdevânî ve Ârif-i Rîvegerî ve Mahmûd
Encirfagnevî ve Alî Râmitenî ve Muhammed Bâbâ Semmâsî ve Seyyid Emîr
Gilâl ve Seyyid Muhammed Behâüddîn-i Buhârî ve Alâüddîn-i Attâr ve
Ya’kûb-i Çerhî ve Übeydullâh-i Ahrâr ve Kâdı Muhammed Zâhid ve Dervîş
Muhammed ve Hâcegî Emkengî ve Muhammed Bâkî Billâh ve İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî
ve Muhammed Ma’sûm ve Seyfeddîn ve Seyyid Nûr Muhammed ve Mazher-i
Cân-ı Cânân ve Abdüllah-ı Dehlevî ve Hâlid-i Bağdâdî ve Seyyid Abdüllah
şemdînî ve Seyyid Tâhâ-i Hakkârî ve Seyyid Muhammed Sâlih ve Seyyid
Fehîm-i Arvâsî ve Seyyid Abdülhakîm ibni Mustafâ ( Ebu-l Faruk Süleyman Hilmi Tunahan )
hazretlerinin rûhlarına hediyye eyledim, vâsıl eyle yâ Rabbî. Bu
velîlerin, bu sevdiklerinin hâtırları ve hurmetleri için benim derdime
devâ ve şifâ ihsân eyle, beni bu marâzdan halâs eyle, bana sıhhat ve
âfiyet ve emânet ve güzel ahlâk ve kaderine rızâ ihsân eyle yâ Rabbî,
âmîn. Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn
.”



Kaynak : 365 Gün Dua – Mehmet Oruç[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Yolculukta okunacak duâ

Yolculukta okunacak duâ


Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:


Evden çıkarken “Ayet-el kürsi”yi okuyan, eve dönünceye kadar belâlardan emin olur. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:


Evinden çıkarkenBismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah” diyen, tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.


Besmele çekerek “Bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbi le gafururrahim
(Hud 41) ayet-i kerimesini okursa, otobüs, tren, taksi gibi her
vasıtaya binerken okuyanın kazadan, belâdan, boğulmaktan korunacağı da
bildirilmiştir. Yine bir hadis-i şerifte, gemiye binince, Zümer suresinin 67. ayet-i kerimesini okuyanın boğulmaktan emin olacağı bildirilmiştir. (Kurtubi)



Yolculuğa çıkan iki rekat namaz kılmalı ve sadaka vermelidir! Zahid Ebül-Hasen-i Gazvi hazretleri, “Yolculuğa çıkarken, Liilafiyi okuyan, bütün kötülüklerden emin olur” buyurdu.


Kaynak : 365 gün dua – Mehmet Oruç
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Cuma günü okunacak dualar

Cuma günü okunacak dualar


Cumâ namazından sonra şu düâyı okumak müstehabdır: Allahümme
yâ ganiyyü, yâ hamîdü, yâ mübdiü, yâ mu’îdü, yâ rahîmü, yâ vedûd.
Eğninî bihalâlike an harâmike ve bifadlike ammen sivâke
.



Ey Ganî, Hamîd, Mübdi, mu’îd, Rahîm, Vedûd olan Allahım. Beni halâl
ettiklerinle iktifâ ettir, haramlara düşürme. Fadlınla, ihsân ederek
beni Senden başkasına muhtâc etme! demektir.



Bu düâya devam edenleri Allahü teâlâ başkalarına muhtâc etmez ve ummadığı yerden rızıklandırır .


Abdullah bin Ömer buyurdu ki: Hâceti olan bir kimse çarşamba,
Perşembe ve Cum’a günleri oruç tutsun. Cum’a günü temizlenip namaza
gitsin. Az veya çok sadaka versin. Namazdan sonra şu düâyı okursa Allahü
teâlâ’nın izni ile düâsı kabûl olur.



Allahümme innî es’elüke
bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hû. Âlimül ğaybi
veşşehâdeti hüverrahmânürrahîm. Ve es’elüke bismike
bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ
te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Ellezî meleet azametühüsse-mâvâti vel
arde. Ve es’elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ
hüve ve anet lehül vücûhü ve haşe’at lehül ebsâru ve veciletil kulûbü
min haşyetihi en tusalliye alâ Muhammedin ve en tu’tînî hâcetî diyerek
hâcetini söylemelidir.



Cennet ehlinden olmak için


Şu düâyı yakîn ile inanarak gündüz okuyan kimse gece olmadan ölürse
Cennet ehlinden olur. Yine inanarak gece okuyan sabah olmadan ölürse
yine Cennet ehlinden olur.



Allahümme ente rabbî
lâ ilâhe illâ ente halâktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike
mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûü leke bi ni’metike aleyye
ve ebûü bizenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirüzzünûbe illâ ente.



Allahım sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Sen beni
yarattın. Ben de senin kulunum. Gücüm yettiği kadar senin va’din ve
ahdin üzerineyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Senin bana
verdiğin ni’metini îtiraf ederim.



Günâhımı da îtiraf ederim. Günâhımı da îtirâf ederim. Beni mağfiret et. Çünki günahları ancak sen bağışlarsın.


Kaynak : 365 Gün dua

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Duâ etmenin âdâbı

“Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir.”


Adet-i ilâhiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak
lâzımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine,
çalışmadan da, ihsân eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.



Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:


Bir Müslüman Yûnüs aleyhisselâmın balığın karnında iken ettiği duâyı okuyup, onunla duâ ederse, duâsı kabûl olur.


“Birinize derd ve belâ gelince, Yûnüs Peygamberin duâsını okusun! Allahü teâlâ Onu muhakkak kurtarır. Duâ şudur: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâne-ke innî küntü minezzâlimîn


Duâ etmenin âdâbı


1- Abdest alıp, diz
üstüne, kıbleye karşı oturup, elleri göğüs hizâsında ileri uzatıp,
avuçları semaya karşı açıp, Peygamberlere ve Evliyâya tevessül ederek,
Onların hatırları ve hurmetleri için istemeli, sonunda “Âmîn” demelidir. Herşeyden önce, af ve mağfiret ve âfiyet için duâ etmelidir. Bunların hepsini ihtivâ eden çok kıymetli duâ, “Allahümme rabbenâ âti-nâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhıreti haseneten ve kı-nâ azâbennâr”dır.



Kendisi, ehli ve evladı için zararlı duâ yapmamalı. Hacetlere,
dileklere kavuşmak için, iki rekat namaz kılıp, sevabını din
büyüklerinin ruhlarına göndermeli, silsile-i aliyye denilen büyük
âlimlerin ruhlarına hediye etmeli, bunların hürmeti için diyerek duâ
etmelidir!



2- Önce günahlara tevbe
etmeli, istigfar okumalı, sadaka vermeli, hamd ve salevat okumalı, duâyı
üçten fazla söylemeli! İbni Mes’ud hazretleri, “ Resulullah duâ ettiği zaman üç defa tekrarlardı.” buyurmuştur. Kabul olmadı diyerek ümit kesmemeli, kabul olana kadar uzun zaman tekrar etmelidir!



4- Duâya, euzü besmele,
Allahü teâlâya hamdü sena ve Resulüne salâtü selam ile başlamalıdır!
Peygamber efendimiz, duâya başlarken, “Sübhane Rabbiyel aliyyil alel vehhab
derdi. Allahü teâlâ, salevat-ı şerifeyi kabul eder. Duânın sonunu da
Allahü teâlâya hamdü sena ve Resulüne salâtü selam ile bitirmelidir.
Duânın başı ve sonu kabul olunca ortasının kabul olmaması düşünülmez.
Hadis-i şerifte, “Duâ ederken önce Allahü teâlâya hamd et, sonra bana salevat getir, sonra duâ et!” buyuruldu.



5- Duâyı yalnız
namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmamalı. Her fırsatta duâ
etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalıdır!



6 -Huzuru kalb ile duâ etmeli. Duâ ederken Allahü teâlâya sığınmalı yalnız ona güvenmelidir.


7- Yalvararak korku ve ümit ile duâ etmelidir. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde, “Rabbinize
gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez. Allah’a
korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyilik edenlere
yakındır
” buyurdu. (Araf 55-56)



Onlar , hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı.” (Enbiya 90) buyurumaktadır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Gâfil olan kalb ile yapılan duâ makbûl değildir.


Duâ, uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalıdır. Duâyı yalnız
namazlardan sonra veya belli zamanlarda yapmak ve belli şeyleri
ezberleyip, şiir okur gibi duâ etmek , uygun değildir, mekrûhdur.



Kalbim gâfil diyerek, duâyı terk de etmemelidir. Kalbine geleni duâ
etmek, ezberlediği duâyı okumakdan efdaldir. Yalnız, namazda okunacak
duâları ezberlemelidir. Vâ’ız, imâm, cemâ’ate öğretmek için, mesnûn olan
duâları, sesle okur. Cemâ’at de, sessiz tekrâr eder. Cemâ’at öğrenince,
imâm da sessiz okumalıdır. Sesle okuması bid’at olur.



Kaynak : 365 gün dua


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Felç hastası için duâ



Felç hastası için duâ


İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî hazretleri evliyanın
büyüklerindendir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı
hareketsiz kaldı. Resûlullaha tevessül edip, insanların en üstününü öven
meşhûr kasîdesini hâzırladı. Rüyâda Resûlullahı görüp huzurunda okudu.
Resulullahın çok hoşuna gidip arkasından mubârek hırkasını çıkarıp,
imâma giydirdi. Bedeninin felcli olan yerlerini mubârek eli ile sığadı.
Uyanınca, bedeni sağlam gördü. Hırka-i se’âdet de arkasında idi. Bunun
için, bu kasîdeye “Kasîde-i bürde” denildi.



İmâm-ı Busayrî sevinerek, sabâh namazına giderken, takva sahibi
meşhûr bir zâta rastladı. Kendisine, kasîdeni dinlemek isterim dedi.
Benim kasîdelerim çoktur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediği
bu gece Resûlullaha okuduğunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye
söylemedim. Nerden anladın dedi. O zat da, imâmın rüyâsını, olduğu gibi
haber verdi.



Bu kaside, hastalara okununca, iyi oldukları, okunan yerlerin
dertlerden, belâlardan emîn oldukları görüldü. İstenen faydasının hasıl
olması için, inanmak ve hâlis niyyet ile orijinalinden, aslından okumak
lâzımdır. Kasidenin aslı kitapçılardan temin edilebilir.



Kaynak: 365 gun dua
NOT : KASİDE-İ BÜRDE – TÜRKÇE Bu linke tıklayınız :[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



Arapcası (orjinali) bizde mevcuttur,isteyen olursa göndeririz inşaallah.





[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sadaka-i Fıtr

Sadaka-i Fıtr


Dînimiz, cemiyet düzeninin sağlanması, insanların birbirini
sevebilmesi ve yardımlaşmaları için zekât, sadaka vermeyi ve
hediyeleşmeyi emretmektedir.

Farz olan zekâtı verdikten sonra, bedenin sıhhat ve âfiyete,
mal ve evlâdın da berekete, âhırette büyük sevâblara kavuşabilmesi için
sadaka da vermelidir. Bilhassa mübârek günlerde ve Ramazan ayında
verilmesi daha iyi olur.

Bir kimse, bütün insanların işlediği kadar ibâdet etse, bir
kimseye fayda temin etmek gibi olamaz. Demek ki insanlara yardım etmek
büyük sevâbdır.

Sadaka-i fıtr, yâni fıtra, ba’zı âlimlere göre, vâcib, ba’zılarına göre de farzdır.
Fıtra vermek her ne kadar belli bir nisâba mâlik olanlara
vâcib ise de, durumu müsâit olan fakirlerin de vermesi iyi olur. Çünkü
fıtra, oruç tutan kimsenin boş ve fuhuş sözlerini temizler. Hadîs-i
şerîflerde buyuruldu ki:

(Fıtra, sizin zenginlerinize, Allahü teâlânın tezkiyesidir. Ama fakir olanlarınız verirse, Allahü teâlâ ona daha çoğunu verir.)
(Ramazan-ı şerîf orucu, gökle yer arasında asılıdır. Ancak fıtra ile yukarıya çıkarılır.)
İhtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, zekât
nisâbı kadar malı, parası bulunan her hür müslümanın, Ramazan
Bayramı’nın birinci günü sabahı fıtra vermesi vâcibdir. Ramazan içinde,
hattâ ramazan’dan önce de vermesinde mahzûr yoktur. Bir kişinin fıtrası,
bir fakire veya bir kaç fakire verilebildiği gibi, bir fakire birkaç
kişinin fıtrası da verilebilir.

Fıtra nisâbına mâlik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi
vâcib, zekât alması ise haram olur. Çalışamıyan fakîr akrabâsına yardım
etmesi vâcib olur.

Fıtra olarak 1750 gram buğday veya buğday unu veya 3500 gram
arpa veya bu miktar hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kendisi
verilebildiği gibi, kıymeti altın ve gümüş olarak da verilebilir.

Bir özrü sebebiyle oruç tutamıyan kimsenin de fıtra vermesi lâzımdır.
Sadaka verirken şu husûslara dikkat etmelidir.
1- Helâl maldan verilmelidir.
2- Malı az olsa da sadaka vermelidir!
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(En faziletli sadaka, kendisi muhtâc olduğu hâlde fakirin verdiği sadakadır.)
3- Ölüm gelip malın elden çıkmasından önce, sadakayı çabuk vermelidir.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(İnsanın sıhhatli iken verdiği bir dirhem sadaka, ölürken köle azâd etmesinden hayırlıdır.)
(İnsan öldüğü zaman
ameli kesilir. Ancak üç şeyden kesilmez. 1- Sadaka-i câriye, 2-
Faydalanılan ilim, 3- Kendisine duâ edecek sâlih bir evlât
)

Sadaka-i câriye, vakıf çeşme, köprü, câmi gibi devam eden
sadaka demektir. Faydalı ilimden maksat da faydalı bir kitaptır.
İnsanlar bu faydalı kitaplardan istifâde ederek dünya ve âhıret
saâdetine kavuşurlar. Sâlih evlâdın iyi amellerinin sevâbından babası da
istifâde eder.

4- En güzel maldan sadaka vermelidir.
5- Riyâ karışmaması için, sadakayı gizli vermelidir.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(En fazîletli sadaka, gizli verilen sadakadır.)
6- Ecrinin gitmemesi için, fakiri minnet altında bırakmamalıdır.
Bekara sûresinde meâlen:
(Sadakalarınızı minnet ve eziyet ile heder etmeyiniz!) buyuruldu.
7- Sadakayı gerçekten muhtaç olanlara ve sâlih kimselere vermelidir

Mehmet Oruç . 365 gün dua.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Elbise giyerken şu duâ okunmalıdır

Elbise giyerken şu duâ okunmalıdır:


Elhamdü lillâhillezî kesânî hâzessevb ve rezekanîhi min gayri
havlin minnî ve lâ-kuvveh. Resûlullah her yeni elbise giydiği zaman bu
duâyı okurdu: “Elhamdü lillâhillezî kesânî mâ ûriye bihi avretî.”

Elbise giyerken sağdan başlamalı, çıkarırken soldan
çıkarmalıdır. Resûlullah Efendimiz böyle yapardı. Giyinirken Allahü
teâlâya hamd eder, şöyle düâ ederdi: “Allahümme
lekel hamdü. Ente kesevtenîhi. Es’elüke min hayrihi ve hayri mâ suni’a
lehu ve eûzü bike min şerrihi ve şerri mâ suni’a lehü.

Mânası:
Allahım, hamd sana mahsustur. Sen bana bu elbiseyi
giydirdin. Senden onun hayırlı olmasını ve ne için yapılmış ise, onun da
hayırlı olmasını dilerim. Onun şerrinden ve ne için yapılmış ise o
şeyin de şerrinden sana sığınırım.


Kaynak : 365 gün dua – Mehmet Oruç

██████████████████████████████████████████████████████████████████

avatar
sonsuzluk38
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 593
Kayıt tarihi : 13/05/09
Yaş : 46

puan
yeni oyun yeni oyun:
100/100  (100/100)
puan puan:
30/30  (30/30)
oyun zar atmaca: 30

http://turkforumtr.turkforumpro.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz